
Dün gece sevgili Erkin'le canlı yayında Hilal Ergenekon'a konuk olduk.. Çok keyifli bir 50 dakika geçirdik. Yemek fotoğrafçılığının dününü, bugününü ve yarınını konuştuk. Olmazsa olmazlarını anlattık. Bizim çektiğimiz dondurmaların dondurma değil, maket olduğundan bahsettik hala duymayan kaldıysa diyerek.. Hilal Ergenekon'un stüdyo dekorunu yakından gördük, hatta dekora konu olduk kendi fotoğraflarımızla ve çektiğimiz fotoğraflarla. Ve ben bir kere daha hiperaktif olduğuma karar verdim. Annemin çocukluğumla ilgili ne kadar uslu olduğuma dair hikayelerini anımsadım ve bir kez daha bana rakı ya da pasiflora gibi bir sedatif içirdiklerinden şüphelendim. 5.dakikada ilgim programdan başka her yere kaydı.. Hilal Ergenekon'a ben sorular sormamak için zor dayandım.. Bu arada 'bu elbiseyi giyince nasıl oturulur?' sorusunu düşünmeden yanıma alıp çıktığım elbise ve derin yırtmacı bana zor anlar yaşattı. 'Tanınmış fotoğrafçı Füsun Gümeli canlı yayında frikik verdi' şeklinde bomba bir habere sebebiyet vermemek için bir elimle sürekli yırtmacımı zaptetmeye çalışmak zorunda kaldım. Diğer taraftan kötü yemek fotoğrafı kullanmanın büyük firmalar adına ne kadar nahoş bir durum olduğunun bir kere daha altını çizdik. 50 dakika boyunca 'yemek yemek' diye konuştuktan sonra tam cebimdeki GDO'lu tohumları ve İsrail bayrağını çıkarıp stüdyonun ortasında yakmaya hazırlanıyordum ki, Hilal gözümdeki parıltıdan birşey yapacağımı anlamış olmalı, apar topar programı bitirdi. ''Hay aksi, neyse bir dahaki sefere artık'' dedim. Bir canlı yayın maceram da böyle sonlanmış oldu. Seviyorum canlı yayınları. ;)
0 yorum:
Yorum Gönder