Bugün günlerden cumartesi, gezme-tozma modunda olanlar için bir öneride bulunacağım. Fransız konsolosluğunun arkasındaki minik, minnacık japon restoranı Cafe Bunka. Atmosfer son derece Japon, arzu ederseniz yer sofrasında bile oturabiliyorsunuz. Japon kızlar hizmet ediyor, 'Hoşgeldiniz' diyorlar size, benim gibi yasemin çayı içmek isteyenlerin siparişini alırken '1 çin çayı' diye not alıyorlar, benim gibi duyarsızsanız o an idrak etmiyorsunuz kabalık ettiğinizi. Kabalık mı ettim düşüncesi, beraber gittiğim arkadaşlarımdan uzun süre Japonya'da yaşamış olan bir tanesi, oraya ait izlenimlerini anlatmaya başlayınca kafama dank ediyor. Mesela Japonya'da herhangi birşey için 'hayır' cevabı vermek büyük kabalıkmış. O esnada gözümün önüne çocukken izlediğim Richard Chamberlain'ın Toshiro Mifune ile başrolleri paylaştığı yabancı dizide sürekli havada asılı kalan ve de cevaplanmayan sorular geldi.. Richard Chamberlain soruyor; 'Bilmem ne bilmem ne mi Yokoshima?' Yokoshima bakıyor, arkasını dönüp gidiyor.. Adam için büyük bir kaale alınmama ve terkedilme travması oluşuyor o anda.. Ve çocuksun, bunları izliyorsun.. Neyse.. Sonra, mesela birşeye ihtiyacın var, asla direkt sorulmazmış.. 'Benim şu konuda yardıma ihtiyacım var' diye ortaya söylermişsin, biri sana yardımcı olmak isterse teklif edermiş zaten.. Arkadaşım, 'Siz Türklerde de var bu özellik' dedi... 'Aman ne şahane' dedim.. Ben şahsen kurtulmaya çalışıyorum bu özelliğimden.. Gene restorana dönelim, ben sushi sevmem, normalde pirinç lapasıyla çiğ balık yemiyorum. Dolayısıyle sushi benim için cazip birşey değil. Ama herşey yediğim gibi sushi de yerim.. Sushi'yle elektriğim buyken öyle ortalama bir sushi yemekten hoşlanmadığımı eklemeliyim.. Madem sushi yiyeceğim, adam gibi olmalı. İşte bu küçük restoran öyle bir yer.. Bu da, sipariş verdiğim için utandığım Çin çayı.. Ama gördüğünüz gibi, çay değdiği yeri ışığıyla aydınlatıyor :)
Veda Hutbesi
7 saat önce
0 yorum:
Yorum Gönder